Cadı ![]() New England, 1630; William, kilisede ailesi adına kendi katı Hristiyan inancının savunmasını yapar. Bunun bedeli, yaşadığı köyden ailesiyle birlikte sürgün edilmek olur. Doğanın insan eli değmemiş bir bölgesine yerleşen aile, burada kendilerine yeten bir hayat kurmayı başarır. Beş çocuğun en büyüğü Thomasin artık daha çok sorumluluk alan genç bir kız olmuştur, küçüğü Caleb babasının sağ kolu haline gelmiştir, ardından oyunbaz ikizler Jonas ve Mercy, en küçük olarak da yenidoğmuş Samuel gelir. Yeni gelişen olaylar, zaten çok zor şartlarda yaşamını sürdürmeye çalışan bu aile için bardağı taşıran yağmur damlası etkisi yapar. Ailenin en önemli ürünü mısır, bir tür bitki hastalığa yakalanır, verim çok düşer, aile için açlık tehlikesi ortaya çıkar. William, av hayvanlarına tuzak kurmak için gereken ekipmanı alabilmek için, aile için manevi değeri çok yüksek olan kupayı takasda kullanır. Thomasin’in gözetimindeki Samuel, birden ortadan kaybolur. Katherine, Samuel’in acısına dayanamaz, yatağa düşer. William, peşlerinden gittikleri şeytani bakışlı bir tavşanı vurmak isterken kendi tüfeğiyle yaralanır. Açlık çeken ailesi için avlanmaya çıkan Caleb ormanda kaybolur. İkizler Jonas ve Mercy, ablaları Thomasin’i cadılıkla suçlamaya başlar. Giderek ağırlaşan şartlar aileyi adım adım bir felakete sürükleyecektir. Cadı, New England bölgesindeki halk hikayelerinden köken alan bir bir korku filmi. Yönetmen, izleyiciyi kolaylıkla avlayacak, alışılmış korkutma yöntemlerini kullanmadan, gerilimi giderek yükselen, gri, soğuk, ürpertici bir atmosfer yaratıyor. Bu atmosfer öylesine başarılı biçimde oluşturuluyor ki izleyici, kanın bile tam olarak kırmızı görünmediği bu dünyada kendini savunmasız, çaresiz, çıplak halde korkuya teslim olmuş buluyor. Film ilerledikçe İsa’yı daha çok andıran babanın teskin edici varlığı bile bu tekinsiz atmosferde kalbimize su serpmeye yetmiyor. Cadı, bütün insanlardan yalıtılmış bir dünyada yaşayan bir aile üstünden evrensel bir insan doğası ve inanç eleştirisi yapıyor. Tam anlamıyla dürüst olamaması, en yakın olduklarına bile küçük yalanlar söylemesi, cinsel arzusunu bir türlü bastıramaması insanın doğasından kaynaklanan zayıflıkların yalnızca bir kaçı. Bu önemsizmiş gibi görünen zayıflıklar, katıksız bir inanca sahip olduğunu düşünen insanların bile kötülük karşısında savunmasız kalmasıyla sonuçlanıyor. Kötülük ise, ister ıssız bir ormanda olsun, ister catırdayarak yanan bir şöminede, aslında yanıbaşımızda, harekete geçmek için zaten her daim hazırda bekliyor. Filmde de şeytan ya da kötülük, en sağlam görünen karakterden bile, kendi kurbanlarını bulacak, bir cadı devşirmeyi başarıyor. Sundance Film Festival’inde en iyi yönetmen ödülünü kazanan ve şimdilik yalnızca festivallerde görücüye çıkan Cadı, izlenmeyi sonuna kadar hakeden bir film olarak perdede duruyor. ![]()
© 2013 www.erginciftci.com Tüm Hakları Saklıdır. | ||||||||||||||||||||||||||
1895 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |